
AdSense Change Rules - Stupidity Stupidity Stupidity - Adsense Kuralları Değiştirdi - Aptallık Aptallık Aptallık
The AdSense blog has just announced changes to the AdSense referral program which I’m pretty disappointed in. In fact they anger me and leave me disillusioned with AdSense.
There are two changes:
1. Changes to Payment System
The ‘experimental’ payment system for publishers promoting AdSense is being changed
back to the way it was before it was changed a year ago.
The current pay system (that is about to change) works like this:
* If you refer someone to AdSense who makes $5 within 180 days you get a payment of $5.
* If you refer someone to AdSense who makes $100 within 180 days you get $250
* If you refer 25 people who make $100 within a 180 day period you get a bonus payment of $2000
Kaynak: www.problogger.net
=================================================================
Adsense Kuralları Değiştirdi - Aptallık Aptallık Aptallık
AdSense bloğundaki son duyuruda AdSense tavsiye
programında yapılan değişiklikbeni düş kırıklığına uğrattı.
Çok kızdım onlara.
İki değişiklik var:
1- Ödeme sistemindeki değişiklik
Eski sisteme dönüldü. Bugüne kadar sistem şöyle çalışıyordu:
* Ürünü tavsiye ettiğiniz kişi Adsense'ten 180 gün içinde
5.-$ kazanırsa siz de aynı parayı kazanıyordunuz.
* Ürünü tavsiye ettiğiniz kişi AdSense'ten 180 gün içinde
100.-$ kazanırsa siz 250.-$ kazanıyordunuz.
* Eğer ürünü tavsiye ettiğiniz 25 kişi Adsense'ten 180 gün
içinde 100.-$ kazanırsa siz de ilave olarak 2000.-$
kazanıyordunuz.
Şimdi uygulanacak olan sistem, yani aslında eski olan
sistem, şöyle çalışacak:
Ürünü tavsiye ettiğiniz kişi AdSense'ten 180 gün içinde
100.-$ kazanırsa siz de 100.-$ kazanacaksınız.
Bu durum programı tavsiye etmek için gerekli olan teşvik
unsurunu ortadan kaldırdı. 2000 $ tutarındaki teşvik
primine ulaşmak için bir çok yayıncı AdSense
tanıtımı için çok çaba harcıyordu. Değişiklik beni çok
şaşırttı.
Bu yetmediyse ikinci değişikliğe bakalım:
2- Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Japonya
haricindeki ülkelerde Adsense tavsiye programı
uygulanmayacak.
Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Japonya haricinde bir
yayıncıysanız bu programa katılamayacaksınız.
Evet beni iyi duydunuz, sizi bu programın dışında tutacak
tek şey sadece coğrafi yeriniz.
Başka bir deyişle yazdığınız konunun, ziyaretçilerinizin
coğrafi yerinin,bloğunuzun kalitesinin hiçbir önemi yok.
Tek etken sizin nereden yazdığınız.
Bunun anlamı çok açık, bize diyorlar ki: "Bu tavsiye
programı sizin bulunduğunuz bölgelerde bizim
umduğumuz kadar iyi iş çıkarmadı." Ama benim
anlayısıma göre bu aptallığın en üst derecesidir.
Avustralya'dan bloglayan ve tamamiyle AdSense'i
ilgilendiren konularda yazan ve ziyaretçilerinin büyük
bir çoğunluğu Amerika'dan gelen (ve bir çok
ziyaretçisini Adsense kullanıcısına dönüştüren)
bir blog yazarı olarak bu değişikliğin mantığını anlamıyorum.
Ben sadece bir örneğim, bildiğim en iyi örnek.
İstatistiklerime hemen bir göz attım:
Adsense tavsiye programı reklamlarım sayfalarımda
20milyon defa görüntülenmiş. Onlara onbinlerce ziyaretçi
göndermişim. Binlercesinin programa katılmasını sağlamışım.
Bu yeni katılımlardan Adsense'in kaç para yaptığını tahmin
bile edemem.
Şimdi bana diyorlar ki bu çabaların bizim için beş para etmez.
Ödeme ile ilgili olarak yeni bir düzenlemeye gitmelerini
anlayabilirim. Ama yayıncıları sırf bulundukları yer
yüzünden bu programdan dışlamalarını salakça
buluyorum.
AdSense, bu uzağı görememektir, size pahalıya patlayacak,
çünkü çok aptalca.
PS: AdSense bloğundaki son cümle bu kararı alırken
uluslararası yayıncılarından ne kadar kopuk olduklarını
gösteriyor:
"Bu tavsiye programına desteklerinizi takdirle karşılıyor ve
bu yeni durumun size sıkıntı yaratmayacağını umuyoruz."
Sıkıntı yaratmayacak değil mi, ciddi misiniz?
Shoemoney de tartişmaya "AdSense Slaps Foreign
Webmasters in the Face" yazısıyla katıldı.
Güncelleme: Adsense'in bu kararından dolayı kafam hala karışık.
Bu kararın arkasında ne yatığını merak ediyorum. Aklıma
yayıncıların sayısının aşırı artmış olma ihtimali geliyor.
Yenilerinin sisteme dahil olmasını yavaşlatmak istiyor
olabilirler.
Belki de yeni yeni çıkan ve sayıları giderek artan AdWords
alternatifleri mevcut yayıncıların sayısının nisbi olarak
fazla görünmesine sebep oluyordur.
İlgilisine konu ile ilgili yazılmış en son yazılar:
AdSense Slaps Foreign Webmasters in the Face
Upcoming referrals changes
Google Adsense Referral Hydra Had To Be Clobbered
AdSense Publishers Furious Over Referral Changes
AdSense Changes AdSense Referrals Policy By Insulting Affiliates
AdSense Referrals Now a Lot Less Lucrative
OKUYUCULARA NOT:
Kaynak göstermek özü itibariyle ahlaki, öznel bir tercihtir; gösterirseniz sevinir, göstermezseniz üzülmeyiz.
Bilgi -içeriği ve düzeyi ne olursa olsun- ; hele kamuya sunulmuşsa, mülkiyete konu olacak birşey değildir, paylaşıldıkça anlamlıdır ve bu güneş altında yeni hiçbirşey yoktur.
İçerik çalma diye birşey en azından bu blog için geçerli değil; gönüllü olarak verilmiş birşeyin alınması durumunda hırsızlık söz konusu olabilir mi?
Görülen lüzum üzerine duyurulur.
9 Ocak 2008 Çarşamba
AdSense Change Rules - Stupidity Stupidity Stupidity - Adsense Kuralları Değiştirdi - Aptallık Aptallık Aptallık
Gönderen ufak yolcu zaman: 23:09 1 yorum
Etiketler: adsense, adwords, kural değişikliği, referral, reklam, tavsiye programı
29 Şubat 2008 Cuma
Google Adsense Sözleşmesinde Yenilikler
Google Adsense Sözleşmenizi Yenilediniz Mi?
Hesaplarını kontrol etmek için Google Adsense sayfasına girenlerin karşısına uzun ve tedirgin edici bir sözleşme çıkıyor. Çoğumuzda adsensefobi olduğundan ilk tepkimiz biraz gerilmek oluyor, "yahu ben masumum, valla ihlal etmiyorum artık, ...." gibi düşünceler geçiyor aklımızdan.
Araştırdığım kadarıyla tedirgin olunması için bir sebep yok gibi görünüyor.
Değişiklikler iki ana başlık altında toplanıyor:
1- Gizlilik politikasındaki değişiklikler
2- Yeni ürünler ve özellikleri
1-)
"Reklamların web sitenizde sunulması sırasında üçüncü kişilerin, kullanıcılarınızın web tarayıcısı üzerine cookie yerleştirebileceğini ve bunları okuyabileceğini veya bilgi toplamak amacı ile web işaretleri kullanabileceğini açıkça ifşa eden, uygun bir gizlilik politikanızın olması ve bu politikaya uymanız gerekmektedir. Gizlilik politikanızın, cookie yönetimi için kullanıcı seçenekleri hakkında bilgi içermesi gerekmektedir." Kaynak
Yani bu çeviriyi tekrar çevirirsek diyor ki: Sitenizde kullanıcıların, ziyaretçilerin açıkça görebileceği şekilde reklamların çerez ve ağimleri (cookies / web beacons) aracılığıyla bilgi topladığını belirtmelisiniz.
Bu kuralın geçenlerde Avrupa Birliği ülkelerince kabul edilen internet üzerinden bilgi toplama ile ilgili yasal bir düzenlemeden kaynaklandığı belirtiliyor. Kaynak
Ayrıca, DoubleClick'in bilgi toplamasıyla da ilişkilendiriliyor.
Yasal düzenleme ile ilgili ayrıntılar için kaynak
2-)
İkinci değişiklik ise özellikle DoubleClick'in Google tarafından satın alınmasına dayandırılıyor.
20 Aralık 2007 tarihinde Federal Ticaret Komisyonu DoubleClick'in Google tarafından satın alınmasına onay vermişti.
Bu değişiklik ile Gadget Ads gibi yeni ürünler geliyor ve bunların fiyatlandırılmasında, ödemesinde ve yönetiminde klasik ürünlere göre değişiklik olacağı belirtiliyor.
Bir de okuyabildiğim tüm yazılarda başka küçük bazı değişikliklerin de olduğu belirtiliyor, ama neler olduğunun üzerinde durulmuyor.
Sonuç olarak; Adsense yayınlayanlarımıza bir iş çıktı. Herkes sitesine reklamların bilgi topladığını yazacak gibi görünüyor.
Kaynak ve ek okumalar:
Google AdSense TM Çevrimiçi Standart Hüküm ve Şartları
Updated Terms and Conditions
Google Updates AdSense Terms & Conditions
AdSense Terms and Conditions Updated
Google AdSense Updated Terms and Conditions
Google Updated Terms and Conditions for its Adsense
All Search Engines Must Bow to the Law
Telif-Tercüme'de:
İngilizce Google Adsense Gizlilik Sözleşmesi ( Privacy Policy ) Hazırlayalım
Telif-Tercüme'de Adsense üzerine yazılmış / tercüme edilmiş yazılar
Gönderen ufak yolcu zaman: 11:13 0 yorum
Etiketler: adsense, adsense kuralları, ağimi, cookie, çerez, doubleclick, google, google adsense, tos, web beacon
2 Mart 2008 Pazar
Google Adsense Gizlilik Sözleşmesi
İngilizce Google Adsense Gizlilik Sözleşmesi ( Privacy Policy ) Hazırlayalım
Biliyorsunuz, Google Adsense "Şart ve Koşullarını"
( Google acaba türkçe bilen birini istihdam etmekten aciz mi?) değiştirdi.
Bunu Google Adsense Sözleşmesinde Yenilikler adlı yazıda bildirmiştim. "Adsense yayıncılarının sitelerinde kullanıcıların, ziyaretçilerin açıkça görebileceği şekilde reklamların çerez ve ağimleri (cookies / web beacons) aracılığıyla bilgi topladığını belirtmelisiniz" demiştim.
İngilizce blogları / siteleri olanların, Google Adsense tarafından yayınlanması zorunlu tutulan Gizlilik Sözleşmesi'ni ingilizce nasıl formüle etsem diye uğraşmalarına gerek yok.
İki basit yol var bunu kolayca halletmek için:
1- To The Pc kendi "Privacy Policy" sayfasını herkesin kullanımına açıyor. ( Telif hakları sempatizanlarının kulakları çınlasın !)"You can use Techno Life Privacy Page (make sure you change website name and contact info)!"
Kaynak
Kendi bilgilerinizi ekleyip kullanabileceğiniz yazıya buradan erişebilirsiniz.
2- Yok "ben kendi işimi kendim yaparım" derseniz, sizi "The DMA's Privacy Policy Generator"a alalım.
Yukarıda bir bölümünü gördüğünüz uzunca bir formda size uyan maddelere çentik atarak ve bazı gerekli bilgileri girerek kendinize özel bir "Gizlilik Sözleşmesi"ni ingilizce olarak elde edebilirsiniz.
Kolay gelsin.
Telif-Tercüme'deki ilgili yazılar:
Google Adsense Sözleşmesinde Yenilikler
Gönderen ufak yolcu zaman: 20:21 2 yorum
Etiketler: gizlilik sözleşmesi, google, google adsense, privacy policy
30 Mayıs 2007 Çarşamba
AdSense Bid Gap.../ AdSense Fiyat Uçurumu

AdSense Bid Gap Or Why You Should Never Display All Ad Units Google Allows On One Page
Google allows up to three AdSense ad units (plus one adlink and one Google search box) on a website at any one time. In most cases, it is best to run the maximum three - the more ads you show, the higher the chance it will catch a reader’s eye. However, there are times when having less ads could make you more money. This is caused by something known as the Google Bid Gap. What Is The Bid Gap The bid gap is the difference in price between the Google ads. The top spot always cost the most, with each lower position costing less and less. The gaps between the top four bids are normally very close. However, once you get pass that, the gap can widen substantially. For example, the bids on a high paying keyword might be $5.00, $4.99, $4.98 and $4.97 for the top 4 spots, and then 10 cents for the fifth spot. There is only a 1-cent gap between positions 1-4 but a $4.87 gap between positions 4-5. If you were running the maximum number of Google ads ..... KAYNAK: www.nichegeek.com
-------------------------------------------------------------
AdSense Fiyat Uçurumu Ya Da Google Tarafından İzin Verilen Maksimum Reklam Birimlerinin Hepsini Kullanmalı Mıyız?
Google bir sayfada en fazla 3 reklam biriminin yayınlanmasına izin veriyor. Birçok durumda 3 imkanı birden kullanmak iyi bir çözüm olabilir: ne kadar çok reklam yayınlarsanız o kadar fazla ziyaretçinizin ilgisini reklamlara çekebilme ihtimali artar. Ama bazı durumlarda daha az reklam göstermek reklam gelirlerinizin artmasına da neden olabilir. Bunun sebebi "Google Fiyat Uçurumu" olarak bilinen bir olaydır.
"Google Fiyat Uçurumu" Ne Demektir?
Google reklamları arasında fiyat aralığına bu ad verilir. İlk pozisyondaki reklam herzaman en pahalı olanıdır ve listede aşağıya doğru gittikçe bu giderek azalır. İlk 4 reklam arasında fiyat farkı genellikle azdır. Ama bunları geçtikten hemen sonra uçurum başlar. Örnek vermek gerekirse, bir arttırmada en değerli anahtar sözcük için teklifler 5.- / 4.99 / 4.98 / 4.97 Dolar olabilir. Beşinci durumdaki ise
sadece 10 cent olabilir. İlk 4 sırada sadece birer centlik fark olmasına rağmen, 4 ve 5. pozisyondakiler için 4.87 lik bir uçurum vardır. Eğer bu konuda hedeflenmiş reklamları gösteren bir sayfamız varsa ve maksimum sayıda reklam birimi, yani 3 reklam birimi birden yayınlıyorsak, bir reklam birimimizde yüksek değerli reklamları yayınlıyor ve diğerlerinde de döküntüleri yayınlıyor olacağız. Ziyaretçi reklamlara tıklamaya niyetliyse büyük ihtimal az gelir getiren reklamlardan birine tıklayacaktır. Çünkü onlar sayı olarak daha fazlalar ve dolayısıyla tıklanma ihtimali daha yüksek. Böyle bir durumda, reklam birimlerimizin sayısını azaltmak bizim lehimize olacaktır.
AdWords kanalıyla reklam verenler bilirler ki bir reklam biriminde genellikle en fazla 4 reklam yayınlanır. Ve yine bilirler ki bir çok site sadece bir reklam birimi yayınlar. Bu da ilk 4 sıradaki reklamların rekabeti ve dolayısıyla fiyatlarının yükselmesine yol açar.
İkinci dörtlü gruba ödenen, başka bir deyişle yayıncıların kazandığı para daha azdır. Daha sonrakiler ise MFA (AdSense için yapılmış siteler) sitelerinde yayınlanır.
Daha Az Daha Çoğa Ne Zaman Dönüşür?
Sayfanızdaki reklam birimi sayısını azalttığınızda tık başına aldığınız para artar, ama toplam tık sayısı azalır. Arasındaki dengeyi korumalı ve ayarlamalarınızın sizin lehinize sonuçlar vermesini izlemelisiniz. Her halukarda reklamlar arasında bir uçurum varsa reklam birimi sayınızı azaltmalısınız.Hangi reklamın daha az ya da daha çok getirdiğini bilmek, başka bir deyişle fiyat uçurumunun sitenize etkisini saptayabilmek pek de kolay değildir. Google bu bilgileri açık etmez. Bunu keşfetmenin en iyi yolu bize tanınan imkanlar içinde bulunan "custom channels" özel kanalları kullanmaktır. Böyle yaparak yayınladığımız her reklam biriminin performansını izleyebiliriz. Eğer 2 reklam birimi arasında ciddi bir getiri farkı varsa (CPM) bu büyük bir uçurumun varlığının habercisidir. Bu durumda o reklam birimini sitenizden kaldırın. Bu önlem gelir kaybınızı engeller. Döküntü reklamlardan kurtulmak için rekabetçi reklam filtresini kullanarak onların yayınlanmasını engelleyebilirsiniz.
Hep Çabalayacaksınız
Çok kereler söyledim, ama bir kere daha tekrarda fayda var: Başarmak için çok çabalayacaksınız. Google, sizin bir kere siteye reklamları koydunuz mu bunu artık ömür boyu unutabileceğinize inanmanızı ister. Ama bu iş böyle bir iş değildir. AdSense'tenmaksimum para kazanmak için her yolu denemek ve yukarıda bahsedilen fiyat uçurumu gibi faktörleri izlemek, gerekli önlemleri almak zorundasınız.
Bu yazının daha anlam kazanması için lütfen bu adreste denemeler yapın. Yukarıda ne demek istendiği çok daha açık bir şekilde ortaya çıkacak.
21 Ocak 2008 Pazartesi
Double AdSense CTR - Use Section Targetting / Adsense Tıklanma Oranını Katlamak İçin Bölge Hedeflemesi

Double AdSense CTR - Use Section Targetting
I’ve read lots of articles on SEO but none of the changes that I’ve made have had the same impact on my CTR as implementing Section Targetting.
I added Section Targetting two days ago based on the advice of Matt Cutts from Google and already my CTR rates are up 50%.
It will take a while for Google to re-index all of my pages so I estimate that the overall effect will be to double my CTR........
................
Kaynak: www.connectedinternet.co.uk
===================================================
Adsense Tıklanma Oranını Katlamak İçin Bölge Hedeflemesi
Arama motoru optimizasyonu ile ilgili bir çok yazı okudum.
Ama hiçbiri bölge hedeflemesi uygulaması kadar işime yaramadı.
Google'dan Matt Cutts'ın tavsiyelerine uyarak bölge hedeflemesini 2 gün önce sayfalarıma ekledim ve şimdiden sayfa tıklanma oranlarım %50 oranında arttı. Google tüm sayfalarımı tarayıncaya kadar belli bir süre geçecek, tarama bittiğinde sayfa tıklanma oranımın 2 katına çıkacağını tahmin ediyorum.
Bölge hedeflemesi ile sayfanızdaki belli bir bölgenin Google tarafından Adsense amacıyla okunmasını ve dolayısıyla içerik ile daha ilgili reklamların yayınlanmasını sağlayabilirsiniz.
Aşağıda verdiğim satırları sayfanıza ekleyerek Google'a sayfanızda yayınlanmasını istediğiniz reklam konuları ile ilgili bilgi verebilirsiniz.
Hedeflenen bölgenin başladığı yere:
ve bittiği yere de
satırlarını ekliyorsunuz.
Bunları istediğiniz sayıda tekrarlayabilirsiniz. Yani, bir sayfada ille de bir kere kullanacaksınız diye bir şart yok. Ama bu satırların arasında kalacak metin çok da kısa olmamalı. Çünkü, bu sefer de kaş yapayım derken göz çıkarabilirsiniz; Google sayfanızın özünü algılayamaz hale gelebilir.
Dediklerimi uyguladıktan sonra sayfa tıklanma oranlarındaki değişiklikleri benimle paylaşın. Ama sakın unutmayın raporlarınızdaki bilgilerin paylaşılması yasak, sadece artış oranını paylaşabilirsiniz.
Yazarın konuyla ilgili diğer yazısı:
I’ve increased My Adsense eCPM By 50% Using Section Targeting
Yayınlanma tarihi: 20.01.2008
Gönderen ufak yolcu zaman: 17:41 2 yorum
Etiketler: arama motoru, arama motoru optimizasyonu, bölge hedeflemesi, ecpm, etbm, google, google adsense, section targeting, SEO, tıklama, tıklanma
18 Mayıs 2007 Cuma
Clicks for charity? Allah Rızası İçin Reklama Bir Tık!

In this week's 'Policy Thursday' post, we'd like to follow up on one of Mike's previous posts to highlight a more specific example of encouraging clicks that we often receive emails about. Many publishers have asked if they can place text on their sites which states that all or a portion of the earnings generated through AdSense will be donated to charity or another third party.
KAYNAK Arlene Lee
Allah Rızası İçin Reklama Bir Tık !
Google Adsense bloğunda 17.05.2007 tarihinde yayınlanan Arlene Lee imzalı bir yazıda sitenizde/bloğunuzda Adsense reklamlarından kazanacağınız paraları hayır işlerinde kullanacağınızı yazmanızın bir kural ihlali olacağı belirtiliyor. Yani; "reklamlardan kazanacağımız parayla cami yapacağız, yoksul çocuklara kitap alacağız,..." gibi duygu sömürüsüne yol açabilecek ifadelerden kaçınmanızı net bir dille anlatıyor Arlene Lee. Yanılmıyorsam ben bu şahsın bir videosunu izlemiştim Youtube'da, valla atar sistemden, Gestapo gibi.
Diyor ki Arlene:" Hayırsever çabalarınızı takdir ediyoruz, çekinizi alın ister hayır yapın, ister gece barda parayı ezin. Ama sitenizde sakın reklamlara tıklamayı doğrudan ya da dolaylı olarak yüreklendiren ifadeler kullanmayın. Ziyaretçileriniz sadece ilgilerini çeken reklamlara tıklasınlar..."
Siz de çevrenize bir bakının bakalım, ilgi çeken bir şeyler var mı? Bir sayfayı açıp da reklamları görmemeyi biliyorsunuz "Reklam Körlüğü" olarak adlandırıyorlar. Bir de reklamı görüp, beğenip, domuzluğuna tıklamayanlar var. Bu konuda bildirgec.org da yazılmış bir yazı ve yorumlar da ilgi çekebilir.
Gönderen ufak yolcu zaman: 01:14 7 yorum
Etiketler: adsense, google, reklam körlüğü
8 Kasım 2007 Perşembe
Blogger Hakkında Yazılmış Türkçe Yazılar Derlemesi

Tercümesini yapacağım makaleleri seçerken daha önceden yazılmamış olmasına dikkat ediyorum. Bu tabi bir arama çabası gerektiriyor. Vakit alıyor. Ararken de Blogger üzerine yazılmış bir çok yazı gözüme çarpıyor doğal olarak. Ben de bir taşla iki kuş vurup blog evrenimizde Blogger - Blogspot - blogları üzerine kimler, neler yazmış, yabancı kaynaklardan neler toplanmış, derlemeye çalıştım.
Tarama yaparken Kasım başından yaz ortalarına kadar geri gittim. Gözümden kaçmış bir çok blog ve blog yazısı olduğunu kuvvetle tahmin ediyorum.
Eklenmesini istediklerinizi yazarsanız makbule geçer.
Yazıları pek başarılı olmasa da sınıflandırmaya çalıştım. Yakında ingilizce Blogger Blogspot yazılarını da ekleyeceğim. Umarım yararlı olur.
Evet, şimdi bakalım bakalım, kimler neler yazmış Blooger Blogspot üzerine:
BLOGGER TEMALARI (kaçınılmaz olarak en başta!)
** 4 kolonlu blogger şablonları
** 50 Yeni Blogger Teması
** Blogger icin 50 adet Tema (yeni)
** Fresheezy: en tazesinden wordpress ve blogger temaları
** Blog Kurs'un Teması
** En yeni blogger temaları
** Tutucu Blogger ve Tema Kaynaklı Blog Fobisi
FAVICON MESELESİ:
** Blogger'da Adres Çubuğundaki Simgeyi Değiştirin
** Blogger'da Adres Çubuğundaki Simgeyi Değiştirin
ALAN ADI ÜZERİNE:
** Blogger ile kendinize özel alan adı kullanın
** Bloggerda Kendi Alan Adınızı Kullanma
** Bloglarıma Niçin Alan Adı Satın Almıyorum?
BLOGGER YEDEKLEME:
** Blogger yedek alma ve harika bir blog buldum
** Blogger Blogları Kolayca Yedeklemek
** Blogger yedekleme programı
BLOGGER PLAY (Ne de çok yazı yazılmış bu konuda, bazıları:)
** blogger play
** Blogger Play ile fotoğraf gezintisi
** Play.Blogger ile sonsuz resimler
** Blogger Play
BLOGGER NAVBAR YOKETMECE:
** Blogger'ın Navbarını Yok Edin
** Blogger’da Üstteki Barı Gizleme
** bLoggeR baRı gizLemek içün ( daRbeci biR payLaşım bu!)
EKLENTİLER, EKLENTİLER...:
** Blogunuza Puan Verme Eklentisi Koyun
** Blogger'dan Yeni Eklentiler
** blogger-widget son yazılar eklentisi
** Blogger'a Arama Kutusu Ekleme
** Digg butonunun Blogger a uygulanması
** Blogger İçin Oyyla Düğmesi
** Blogger İçin Smiley'lar - Blogger Emoticons
** Blogger Müzik Ekleme, Blogger Video Ekleme, xml şablonlar
** blogger satranc oyunu eklentisi
** blogger icin youtube arama motoru eklemece
** Blog'unuza chat(sohbet) eklemek
** Blogger Yan menü eklentileri
** Random BlogRoll, Google, Blogger
TİCARİ KONULAR:
** Blogger, blog satışına izin vermiyor
** Blogger'da yazı içerisine reklam yerleştirilmesi
** Blogger'da Yazı İçine Adsense Koyma
DİĞER KONULAR:
** Wordpress mi Blogger mı?
** Blogger'da Etiket Bulutu Olusturmak
** Blogger Sie İsminiz Ana Sayfada da link olsun
** Blogger’da her etiket için özel bir RSS oluşturma
** Resmi Blogger Klavye Kısayolları
** İyi bir Blogger olmanın yolları
** Blogger da kod yazarken
Gönderen ufak yolcu zaman: 09:08 8 yorum
Etiketler: adsense, alan adı, blog, blogger, blogger play, blogger şablon, blogger tema, blogger widgets, blogger yedekleme, blogspot, etiket bulutu, navbar, new blogger, wordpress, yedekleme
1 Mart 2008 Cumartesi
Çeviri, Sözlük ve Kaynaklar
Bilişim Sözlük ve Kaynakları
- Türkçe ve Bilişim -
En son Google Adsense Sözleşmenizi Yenilediniz Mi? yazısını yazarken ana metinde geçen "web beacon" ı nasıl çevireceğimi bilemedim; aradım, bulamadım.
Ağimi diye uydurdum. İhtimal daha önce de kullanılmıştır. Ben rastlamamıştım.
Zaman zaman sadece bir kelimenin türkçesini bilmediğimden ve kavramın neye karşılık geldiğini de bilemediğimden yazıya küsüp o yazıyı çevirmekten vazgeçiyorum. (küsüp yazmamak son trend galiba, farkına varmadan ben de katılmışım!)
Kültür emperyalizmine ilkokul sonundan itibaren yoğun bir şekilde maruz kalmış birinin geliştirebileceği tepkilerden biri olan itiraz etme alışkanlığım ( diğeri kabuldür), çok eskilerden beri ya yeni kelimeler türetmeye (uydurmaya da denilebilir, dilbilim konusunda akademik olarak eğitilmedim), ya da mevcut eski osmanlıca kavramları kullanmaya yönlendirdi beni.
Bugün isterdim ki bilişim konusunda ve dilbilim konusunda yeterince donanımlı olayım.
Değilim...
Cılız ama desteklememiz gereken çabalardan bahsedeyim:
Türkiye Bilişim Derneği'nin TBD BİLİŞİM TERİMLERİ KARŞILIKLAR SÖZLÜĞÜ'nden yararlanıyorum.
"Web beacon" yok mesela bu sözlükte. Zaten olamaz: "w" harfi yok yahu sözlükte!
Ben mi bulamadım diye defalarca bakındım, bulamadım. Yine de suçu kendimde buluyorum: Ben görmemişimdir...
Türk Dil Kurumu'nun Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü de alanımızda işe yaramıyor.
Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu ise kullanım zorluğu dışında daha işe yarar bir araç.
Pusula'nın Bilişim Sözlüğü indirilebilir bir uygulama. www.bilisimsozlugu.com/ adresinden indirebilirsiniz.
Bilişim Kulübü üyelerinin hazırladığı Ekşi Sözlük tadında bir sözlük var. Adresi.
Nadiren de olsa
www.bilisimterimleri.com
www.aydesign.net/bilisimsozlugu.htm
adreslerindeki sözlüklerden yararlanıyorum.
Yabancı kaynaklara gelince:
Webopedia en sevdiğim. "Web beacon" mı merak ediyorsun? Yaz, anlatsın sana. Türkçesi yoksa uydur bir kelime.
ODLIS — Online Dictionary for Library and Information Science kullandığım diğer sitelerden.
Bir sürü referans sitesi ve çevrimiçi kütüphane adreslerine ulaşmak için ise bu adreslerden yararlanıyorum. Hepsi birarada.
Yukarıda verdiğim bağlantıların çoğunu, hatta benim bilmediklerimi de bildiğinizi biliyorum.
Ama pek yararlanmadığımızı da.
Yeni gelişmeleri izleyen arkadaşlarımdan ricam karşılığı henüz bulunmamış bir terim ile karşılaştıklarında hemen, hiç duraksamadan, ilk yazılarında türkçe bir kelime uydurmalarıdır. Zira bu işi yapmak için görevli olanlar, bazı kurum ve derneklerde kendilerine yer kapmış dil bilginlerimiz uyuyorlar. Karamanoğlu bilmemkim beyde kalmışlar, belirli günlerde ahkam kesmek olarak algılamışlar işlerini.
Üstelik iş çok kolay çünkü türkçe:" Dünya'nın en büyük dili ve en üretken dili ve bilimin her dalına yetecek, bütün terimleri türetme kabiliyeti olan başlıca dil, matematik gibi dil."
(Hedef Türkiye, Oktay Sinanoğlu, s.61)
Y.S.A.G. Telif haklarına düşkün arkadaşlarım için üzgünüm; türetilen kelimeleri türkçeye armağan etmiş sayılırsınız, başkaları kullandığında kapik değil sadece keyif alabilirsiniz...
Y.S.A.G.= Yazdıktan Sonra Aklıma Gelen
Gönderen ufak yolcu zaman: 13:30 2 yorum
Etiketler: bilişim, çeviri, dil, ekşi sözlük, kaynak, kültür emperyalizmi, sözlük, tdk, tercüme, türkçe, yabancı dil
17 Ocak 2008 Perşembe
Blogçular Tarafından İzlenmesi Gereken Önemli Bloglar
Blogçular Tarafından İzlenmesi Gereken Bloglar
Problogger.net
Yazarı: Darren Rowse, Avustralyalı, 34 yaşında, 2002 yılından beri blogluyor
En popüler yazıları:
- 34 Reasons Why Readers Unsubscribe from Your Blog
- 31 Days to Building a Better Blog
- 11 Ways to Find New RSS Subscribers
- How to Market Your Blog in 2007
- How to Generate High Quantities of Content
- Blogging for Money: A Passive Income?
- 23 Ideas for Finding New Readers
- 10 Tips for Writing a Blog Post
Yazarı: Brian Clark, 2003 yılından beri blog yazıyor
En popüler yazıları:
- 5 Common Headline Mistakes
- The Mark Twain Guide to Better Blogging
- 10 Sure-Fire Headline Formular that Work
- 7 More Sure-Fire Headline Templates that Work
- 5 Common Mistakes that Make You Look Dumb
- How to Attract Links and Increase Web Traffic
- 5 Simple Ways to Open your Post with a Bang!
- 5 Steps to a Truly Unique Blog
Yazarı: Rand Fishkin, dünyanın en saygın arama motoru optimizasyon uzmanı
En popüler yazıları:
- Search Engine Ranking Factors
- 19 Gorgeous Website Footers
- Web Developers: 13 Command Line Tricks
- CSS Properties You Probably Never Use (but should)
- 21 Tactics to Increase Blog Traffic
- 8 Web Design Tactics to Help When You Are Stuck
- 5 HTML Elements You Never Used (but should)
- 11 Best Practices for URLs
Yazarı: Jeremey Schoemaker, dünyadaki en popüler bir iki blogtan birini yazıyor.
En popüler yazıları:
- 9 Tips on Being a Successful Online Marketer
- 5 Ways to Make Passive Income on Your Website
- 11 Reasons Why OpenID Rocks-Sucks
- How to Deal with Digg-Slashdot-Delicious
- 5 Quick and Easy Ways to Stop Blog Spam
- How Hackers Are Using Google to Pwn your Site
- When to Make a Landing Page
Yazarı: Lorelle, Wordpress'i geliştiren ekipten.
En popüler yazıları:
- Designing a Wordpress Theme from Scratch
- What to do when someone steals your content
- Hundreds of Resources for Finding Content for Your Blog
- HTML-CSS-PHP Cheat Sheets
- DIY Search Engine Optimization
- Choosing a Wordpress Theme
- Buttons, Bows and Badges for Your Blog
Yazarı: John Chow, 2006 yılından beri johnchow.com adresinde yazıyor.
En popüler yazıları:
- The Art of Link Baiting
- How Much is a Domain Name Worth?
- Other Advertising Networks Besides Google Adsense
- My Top 10 Wordpress Plugins
- How to Start a Tech Site
- How Much is a Link Worth?
Yazarı: Neil Patel, 2005 yılından beri yazıyor.
En popüler yazıları:
- 10 Most Popular Brands on Digg
- Should we Measure Traffic in Minutes?
- The Rise of the 125×125 Ads
- URLs Matter in Social Bookmarking
- My 50 Favorite Blogging Resources
- Beginner’s Guide to Digg
- 5 Ways to Optimize Your Design
Yazarı: Blog+forum tarzında çok yazarlı, en popüler yazarlar: Raj Dash ve Ryan Caldwell
En popüler yazıları:
- 5 Ways to Make Your site Stickier
- The Dangers of Working at Home
- Pro Blogging: Managing Your Work Schedule
- New to Blogging? Here are 5 Mistakes to Avoid
- 3 Reasons Why Snap Preview is Ruining Your Blog
- Blog Software Reviews
- Performancing Wordpress Themes
Yukarıdaki yazı 8 Must Read Blogs for Pro Bloggers adlı yazıdan özetlenmiştir.
Gönderen ufak yolcu zaman: 23:06 0 yorum
Etiketler: blog, blogger, Copyblogger, John Chow, Lorelle on Wordpress, Performancing, Problogger, SEOMoz, Shoemoney
20 Ocak 2008 Pazar
İçerik Kralsa...
İçerik Kralsa...
İçeriğin kral olduğunu çoğunluk kabul ediyor:
" Content is King"
Elbette, neredeyse sıfır içerikli ve "çok başarılı" site ve blogların da sayısı hiç de az değil. Ama genel kabul içeriğin kral olduğu, ziyaretçiyi blog veya sitenize bağlamanın yolunun zengin içerikli siteler, bloglar hazırlamaktan geçtiğidir.
Gerçi bir çok yazıda özellikle Google Adsense gibi tıklamaya dayalı reklamların devamlı müşterisi bol olan bloglarda pek başarılı olmadığı belirtilse de bu blogların çok büyük bir çoğunluğu bloglama üzerine yapılmış bloglar.
Bu tip ziyaretçisi bol olan blogların da başka alternatif gelirleri var.
Özgün içeriği olan uzmanlaşmış bloglar ise hem tıklamaya dayalı reklamlardan, hem de diğer alanlardan gelir elde edebiliyorlar.
Bu yazıda içeriği kral olarak kabul edip onun krallığını, kraliçesini, ve diğer unsurlarını inceleyenlere şöyle bir bakacağız.
Kralın Krallığı
Neil Clemmons kralın krallığı ne olabilir onu incelenmiş:
If Content is King… Context is the Kingdom…
İçerik Kralsa, Bağlam Krallıktır.
Bağlamı değerlerin bulunduğu, akli olanın duygusal olan ile buluştuğu ve bağlılığın yaratıldığı alan olan tanımlıyor Clemmons, ve ekliyor bağlam, fiziksel kanallardan dijital kanallara yönelmede kritik bir unsurdur.
Kralın Kalesi
Viacom ve CBS yönetim kurulu başkanı Sumner Redstone'a göre kendisine korunacak kale yapmamış kral olmaz.
'If Content Is King, Copyright Is Its Castle'
İçerik Kralsa, Telif Hakları Onun Kalesidir.
Telif hakları yaratıcılığı zorunlu kılar, yeniliği teşvik eder. Telif haklarının korunmasını sınırlarsanız, kendini ifadenin yolunu tıkarsınız.
İnsanlar, yaratıcılar kendi kendilerine değil, yasalar tarafından korumalıdır. Harcanan emek ve para ile yaratılan özgün yapıt başkalarına hibe edilecek bir malzeme değildir, korunmalıdır.
Kraliçe
Kral, krallık ve kalede hemen hemen tum yazarlar mutabık görünüyor. Ama iş kraliçeye gelince olay karışıyor. Herkesin kraliçesi kendine:
Shawn Campbell kralın kraliçesi olarak bağlantıları kabul ediyor.
If Content is King, Linking is Queen
Bir sitedeki her türlü linkin çokluğu sitenin başarısında, yayılmasında, hadi bu terminoloijide konuşalım, üremesinde kraliçe görevi gördüğünü iddia ediyor.
John Gall ise başka bir kraliçeye gönlünü kaptırmış:
If Content is King, then surely Relevance is Queen
Bağlantılar ancak bir prens olarak kabul edilebilir, gerçek kraliçe, site içeriği ile ilgili bağlantılardır, kral ve kraliçe el ele, birlikte yürümeliler, ayrı ayrı yönlere ilerliyorlarsa krallık çöker diyor.
Kralın Giysileri
Tahmin edeceğiniz gibi kralın giysileri site tasarımı.
If content is king, design is the Royal Garment
Kralın Dini
İçerik kralsa, kralın dini imanı tabi ki bilgi olacak. Tüm meşruiyetinin, yaratıcılığının kaynağı bilgidir diyor, Marcus Bowles:
If content is king then knowledge is divine
Gerçi, birine göre de kralın dini inanılırlık, güvenilirliktir.
If Content Is King, Credibility Is Divine
Ama bilgi bence de tartışılmaz olarak kralın manevi alanını oluşturmalı.
Kralı, krallığı, kalesini, kraliçeyi, giysilerini ve dinini bulduk diyelim.
Veliahtı, hazinedarı, bilumum nazırları....?
Bitmez bu krallık.
Son olarak öldürücü darbeyi de Alan and Lucy Richmond, Linda Cole, ve Edward Grossman'dan oluşan çete vurmuş:
İçerik Kralsa, Tanrı Kim?
If Content is King, The User is God
23 Şubat 2008 Cumartesi
Bloglarda Alıntı Çalıntı Tartışması Üzerine
Son günlerde bloglardaki alıntı - çalıntı tartışması depreşti yine.
Bu yazıda önce kimler ne demiş ona bakalım, sonra biz geçen aylarda en tepeye koyduğumuz "Okuyuculara Not" ötesinde birşeyler diyebilir miyiz, ona bakalım.
İzleyebildiğim kadarıyla ateşi ilk yakan "Güneşin Tam İçinde" oldu.
(ç)Alıntılama Sanatında Zen! adlı yazısında fikri mülkiyetin önemine değindi. Değinmekle kalmayıp bu konuda yorumlarda gelen sorulara aydınlatıcı cevaplar verdi. Sonra gelen bazı yorumlara küserek yazmayı durdurduğunu açıkladı.
Onu küstürenlerin başında Blog ve Wolkanca geliyor.
Gerek "(ç)Alıntılama Sanatında Zen!" adlı yazıya yazdığı yorumlarla gerekse Alıntı adlı yazısında, ki aslında (ç)Alıntılama Sanatında Zen!'in yazılmasına sebep olmuştur, önemli olanın bir bloğun okunabilirliği olduğu, çalıntı bile olsa bir yazının çalan aracılığıyla dahi okunmasının ve daha çok kişiye ulaşmasının önemli olduğunu vurguluyor.
Diğerleri doğal olarak bu iki kutup arasında yer alıyorlar.
Gürkan'ın Blogger Alanı:
Gürkan "Blogda Bir Sanattır" adlı yazısında (başlıktaki ve aşağıdaki yazım hatası heralde dalgınlığa gelmiştir, "...çünkü En önemlisi Türkçe doğru kullanılmalı" diyor.) " Gerekmedikçe alıntı yapılmamalı, yaparsakta çok olmamalı.
Alıntı yaparken kaynak belirtilmeli." diye görüşlerini açıklıyor.
Bir Titreğin Güncesi:
"Bir Blogcunun Anatomisi" adlı yazıda haklı olarak çıkan tartışmadaki zaman zaman düzeyin düştüğüne vurgu yapıyor. Alıntı çalıntıya dönse bile Google affetmez diyor.
Eda Suner ise Blog ve Wolkanca'ya yazdığı yorumda Blog ve Wolkanca'ya hak veriyor: " ...süper bir yazı olmuş ellerine sağlık, sonuçta amaç okunmak neyin eğitiminden bahsediliyor ki! insanların eğitim düzeyi ne olursa olsun öyle yada böyle okutabiliyorsak yazdıklarımızı gerçek başarı budur..."diyor.
Daha sonra Güneşin Tam İçinde' ye yazdığı yorumda ise fikri mülkiyetçi oluyor.
Diğer yorumcuların her iki yazıya yazdıkları yorumlarda fikri mülkiyetçiler sanki daha ağır basıyor. Alıntı çalıntı farketmez, zaten kim özgün yazıyor ki diyenlerin sayısı biraz daha az.
Bu konuda daha önce yazılmış yazılar da var hiç kuşkusuz, şimdilik sadece en güncel olanları yukarıya alındı.
Bu bloğu bulup, yazının burasına kadar geldiyseniz eğer, en tepedeki "Okuyuculara Not"u da okumuşsunuzdur diye kabul ediyorum. Çalıntı ,alıntı, özgün, telif,... kavramlarının blogçular tarafından sıklıkla kullanılması ve kimi blogçuların kendilerini sadece özgün ve dokunulamaz yazılar yazdıklarını ima etmeleri canımı sıkmıştı. Hatta biri mail atıp yazılarımdan bazılarının aynen kopyalandığını bana ihbar etmişti.
Notta belirtilen "görülen lüzum" budur.
Kopya, biliyorum, olumsuz bir sözcük. Ama - tepkileri üzerime daha az çekmek ve tartışmayı ana ekseninden kaydırmamak için kendimden örnek veriyorum - ben ne yapıyorum ki sanki? Oradan, buradan kopya etmek değil mi yaptığım? İsteyenler de üzerlerine alabilirler bunu. İstemeyen de kopya çekmediğini iddia etmekte ısrar edebilir.
Bir adım öteye gidelim: Kopya olumsuz, insanı rencide ediyor diyelim ve bunu başka bir sözcükle değiştirelim: Paylaşım.
Bir yerlerden öğrendiklerimi başkalarıyla paylaşmamda ne gibi bir ahlaki sorun olabilir? Hukuki bir sorun olabilir?
Birebir kopyala yapıştır yöntemini ilkesel olarak benimsemesem bile (Birebir kopyala yapıştır hiç tartışmasız bir kötüniyet içerir, o sebeple ilkesel olarak karşıyım) ve bu yazının kapsamına girmese bile, diyelim ki birebir kopyalandım. Eğer özgün bir yaratıysa bu kopyalanan zaten kopyalayanın eline yüzüne bulaşacak ve kopyalandığı sırıtacak ve ona birşey kazandırmak yerine kaybettirecektir. Yazım yeterince özgünse zaten okuyan bunun kimin tarafından yazıldığını tahmin edecektir.
Yaratılan özgün birşeyi ise siz isteseniz de çalamazsınız. Çaldınız diyelim, yasalar vardır. (İçerik kralsa, telif hakları onun kalesidir)
Aslında tüm bu tartışmalar bir üretim ilişkileri toplamından bir diğerine geçiş aşamasında olduğumuzu farketmememizden kaynaklanıyor:
Bilgi hızla anonimleşiyor.
Sanayi dönemi alışkanlıkları ve yasal düzenlemeleri ile yeni gelenin arasında sıkışıp kalınıyor.
Bu kargaşa içinde ise kimileri neredeyse hırsız kimileri ise neredeyse özgün yaratıcılar olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla ikisi de doğru değil.
Yaratıcı değil, üretici olduğumuzu varsayalım; hepimiz de toptan özgün sanatçılar ya da düşün adamları değiliz ya...
Bir kere, üretilen hiçbirşey ( fikri ya da maddi) tamamiyle üretene ait değildir.
Sadece bir kısmı üretene ait olabilir.
Telif haklarına duyarlı arkadaşlarımızın da yazıları dahil olmak üzere bloglarda yayınlanan yazıların ne kadarının özgün olduğunun kararını size bırakıyorum.
Örneğin, bir eklenti üzerine yazmak, daha doğrusu bir veya birkaç yazıdan tercüme ederek ve biraz yorum katarak yazıyı kotarmak, haberleri duyurmak özgünlük müdür ve bu yazıdan yararlanılmışsa bir suistimalden nasıl söz edilebilir?
Piyasa ekonomisi çerçevesinde "ne yaparsan yap parayı kap" anlayışı ile bloglayan arkadaşlarımız hiç de özgün olmayan yazılarının başkaları tarafından kullanıldığını görünce küplere biniyorlar. Sanki yazdıklarını kendileri yaratmışlar...Sonuç itibariyle derleme ve varsa birkaç yorumdan oluşan yazılardır çalıntı yapıldığı iddia edilen yazıların büyük bir çoğunluğu. Photoshop ile bir kaç saniyede yapılan değişiklikler ile özgün resimler de elde edilebiliyor, telif haklarından sıyrılabiliniyor!
Ve sanmayın ki bu konular sadece Türkiye ile sınırlı. Dünyanın en ünlü blogçularından biri bloglama yöntemini sayfasında şu şekilde ifşa ediyor:" Bir yazıyı yazmam 10-15 dakika sürer. Sevdiğim bir makaleyi açarım, okurum ve onu kendi ifadelerimle yeniden yazarım..."
Bizde yapılandan farklı mı?
Ve sakın sanmayın ki derleme tipi yazıları ve yazanları, emeklerini küçümsüyorum. Yapılacak olanlar yapılıyor.
Ve biliyorum ki bu tip yazıları yazanların bir bölümü ilerleyen yaşlarında özgün yapıtlar da ortaya çıkaracaklar.
Ve şimdi Adsense tıklamalarından kazandıkları parayı gülümseyerek hatırlayacaklar.
Pek de uzak sayılmayacak bir gelecekte yeni üretim ilişkilerine ve onun toplumsal düzenlemelerine tanık olacağız.
Yeni üretim yeni para kazanma yollarını biçimlendirecek, hukusal düzenlemeleri şu anda bize belki de anlamsız gelebilecek yeni "telif-hakları" kavramını oluşturacak.
O günler gelinceye kadar doğal olarak bir toz duman olacak ortamda.
Onu da özeleştiri, ahlaki yaklaşımlar ve hoşgörü ile aşabiliriz diye düşünmek istiyorum.
Paylaşım anahtar sözcük olmalı.
Sırf sevinelim diye; belki yazılarda bağlantılı kaynak göstererek işe başlayabiliriz.
(Kaynak göstermek özü itibariyle ahlaki, öznel bir tercihtir; gösterirseniz sevinir, göstermezseniz üzülmeyiz. bkz. Okuyuculara Not)
İlgili diğer yazı:
Bloglarda Alıntı Çalıntı Tartışması Üzerine -2-
Özgünlük Mü, Özgürlük Mü?
SON YAZILAR / RECENT POSTS
GÜNDEME DAİR
*** Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final Kuralarından sonra Yarıfinal ve Final Kuraları da Basına Önceden Sızdı!
***Havalar Very Special Isınıyor, Üzerindekileri Çıkarmak İsteyen İsteyene
***Fazıl Say'a Geç Kalmış Bir Cevap
***Bir Karikatür ve Düşündürdükleri
***Hürriyet Gazetesi, Kadınlar ve Türkiye
***Sevgililer Gününe 2008 Türkiye'sinden "Yeşil" Öneriler
***Bugün Sünnet ay pardon Sandık, Yarın Deniz !
